KANSER NEDİR VE BİTKİSEL İLAÇLARIN UYGULANMASI SİSTEMİ NASILDIR ?
Google Reklamları

Hücre metabolizmasına normal çalışma seyri dışında ve savunma gücünün üzerinde bir yabancı saldırı olduğunda, hücre ile daha çok organik olmayan ve hücre faaliyetlerini engelleyici nitelikteki madde arasındaki savaş başlar. Hücre, metabolizmanın tümüne zarar verecek nitelikteki bu maddeyi zararsız hale getirebilmek için zamansız bölünmelere, çoğalmalara ve kümelenmelerle başlar. Bu kümelenmelerin topluluğuna “ TÜMÖR “ denilmektedir.
Kansere neden olan ve hücre metabolizmasının şiddetle savaş açtığı halde baş edemeyip sonunda yenik düştüğü maddelerin, kimyasal artıklar, petrol artıkları, sentetik giyecekler, katran ihtiva eden nikotin gibi zehirler, bazı virüsler ve vücudun önemli organlardaki sinirlerde spazm yaptıracak kadar yoğun olan şok ve stresler olduğu bugün açıklık kazanmıştır.
Nasıl ki bir ülkenin doğusundaki sınıra, ülke bütünlüğünü bozacak nitelikte bir düşman saldırısı olduğunda, o ülkenin batı sınırını bekleyen askerlerin çoğunluğuna kadar, saldırı bölgesine yığınak ve cephane yardımı yapılıyor ise, kanserojen maddenin, vücudun herhangi bir yerinde hücre ile çatışmaya ve savaşmaya başladığı noktaya vücudun savunucuları olan antikorlar yığılmaya ve savaşmaya başlar.
Bu savaşın tehlikeli olduğunu ve tüm metabolizmanın alarma geçirilerek bu anormalliğin önlenmesini uyaran sisteme de ( vücudun bağışıklık sistemi “ ÜMMİMODULATÖR “ sistemi denilmektedir. ) Bu savaşta, vücudun askerleri ve cephaneleri olan kanın bileşimi güçlü ise, pek çok başka hastalıkta olduğu gibi vücut üstesinden gelerek bu zararlıyı bertaraf etmektedir. Zaten bu durumda insanın kanser olduğunun teşhisi bile konulamadan bu yabancı ve etken madde yenik düşürülerek kaybolup gitmektedir. Ancak, vücut bu yabancıya baş edemeyip, yorgunluk, ağrılar, normal vücut işlevlerinde aksamalar, tümür denilen şişlikler ve normalde görülmeyen anormallikler, daha da artan bir şekilde gelişiyor ise, kanser metabolizmayı yenik düşürüyor demektir. Artık bilim ne yapacaksa yapacak ve esir düşmüş bu insan vücudunu kurtarmaya çalışacaktır.
Bugün, yıllardır yapılan çeşitli kanser tedavi çalışmaları, bu hastalığın ancak birkaç türünü önleyebilmiştir. Dış etkenlerden kaynaklanan anormal hücre büyümeleri olan cilt kanserleri ve başka organlara kan yolu ile kol atmamış ( metastaz ) yapmamış kanserlerde başarı sağlanmaktadır. Bu tedavi sisteminde, şua, kemoterapi denilen vücudun savunma sistemini kamçılayıcı ilaçlar ve kanserleşmiş hücreleri imha ettiği halde, sağlam hücrelere o kadar zarar vermeyen bazı ilaç uygulamaları şeklinde sistem uygulanmaktadır. Bu uygulamaların tümünde ERKEN TEŞHİS önemlidir. Saldırgan hale gelen hücrenin vücuda yayılması, kandaki savunucu ve savaşıcı cevherlerin tükenmesi safhasında yapacak hiçbir tedavi yoktur.
Buraya sığmayacak kadar geniş bir tanımlama getirerek, bu konuda uğraş veren değerli bilim adamlarına yönelik yazdığım ve ismi “ NATUREL CANCER CURE “ ( Kanserin doğal tedavisi sistemi ) olan kitabımda açıkladığım kanser tedavi sistemlerinin genelde ne olduğunu aşağıya açıklıyor ve bu sistemin, bugüne kadar yapılan uygulamaların en başarılısı olduğu da iddia ediliyor. Dünya kamuoyuna duyuruyorum.
Ben, Herbalist Atabay Güveloğlu, bu öldürücü hastalıktan, bitkisel ilaçlar ve özel gıda rejimi uygulaması ile adresleri ve daha önceki raporları mevcut onlarca insanın kanseri tamamen atlattığını görmenin huzur ve gururunu taşıyorum. Bu insanları ben çağırmadım ve hepsi de normal tıbbi tedavilerden geçmiş, çaresiz bırakılmış insanlar idi.
SİSTEMİN ÖZETİ AŞAĞIDADIR :
1- Kanserde ilk hedef ve uygulama, mevcut kanı ve savunucu, savaşıcı cevherleri en yüksek düzeye çıkarmaktır.
2- Kanser bölgesindeki kapalı damarların açılarak, savunucu ve savaşıcı cevherleri savaş bölgesine sokmaktır.
3- Vücudun savunma sistemini uyararak “ alarm “ verdirmektir.
4- Özel bir gıda rejimi uygulatarak, kanser hücrelerini aç bıraktığı halde, sağlam hücreleri daha da güçlü hale getirmektir.
5- Tüm hormonları uyararak, ölü kanser hücrelerinin, ter, dışkı ve idrarla dışarı atılmasını sağlamaktır.
Bu görevleri yerine getirebilecek olan bitki ve bitki özlerini de aşağıya çıkartıyorum.
A. Kanın ve kan cevherlerinin süratle güçlendirilmesi :
Sistemimde kullandığım bitki ve bitkisel maddeler :
Polen, bal, andız pekmezi, kına kına kabuğu, civan perçemi ve biberiyedir. Ayrıca gıda rejiminde tavsiye ettiğim havuç, sarımsak, kereviz, soya gibi üstün doğal besinlerdir.
B. Kanserli bölgedeki kabalı damarların açılması :
Bu görevi de hıltan tohumu ve biberiye uçucu yağı ile polen yerine getirmektedir.
C. Vücudun savunma sistemini uyarma görevini ise :
Hardal tohumu, ısırgan tohumu, ısırgan ve dozunu artırdığım biberiye uçucu yağı ile kekik uçucu yağı ve tedavi sisteminin her bölümünde olumlu etki yapan polen yerine getirmektedir.
D. Özel gıda rejimi :
( M ) bölümündeki “ MAKROBİYOTİK GIDA REJİMİ “ olarak açıklanmıştır.
E. Artıkları dışarı atmak :
Sistemdeki kullanılan bitki ve bitkisel maddelerin tümünün faaliyetlerinin bir ortak özelliği de “ DİÜRETİK “ ve ( İdrar söktürücü ) olduğundan tedavi sisteminde bu işlevde yerine getirilmiş olmaktadır.
Bu sistemde kullanılan maddeler genellikle aynıdır. Ancak kanserin başladığı organa göre uygulama şekilleri değişebilmektedir.

Safra Kesesi Kanseri

Safra kasesi kanseri anormal safra kesesi hücrelerinin kontrolsüz büyümesi ile diğer kanser türlerinin özelliklerini taşır.Safra kanalı 4-inç 5-inç bu karaciğer ve ince bağırsak için safra kesesi bağlanır inç ölçü biriminde bir tüptür. Safra kanalı olan karaciğerde yapılır ve safra kesesi saklanan, küçük bağırsak içine safra akışı sağlar. Safra sıvı yağ bu besinlerde bulunan yıkmak için yardımcı olur ve vücudun kan dolaşımına yardımcı olur ve karaciğer tarafından filtre atık kurtulmak edinmektir.

Safra kanalı karaciğer başlar. Karaciğer içinde, daha büyük ve daha geniş şube içine küçük tüpler, karaciğerde hücreler küçük kan damarlarına benzer, drenaj safra, bir tüp ile biten koledok çağırdı. Dışında karaciğer, safra kanalı ince barsak içine akıtır. Safra kesesi kadar gıda bağırsak ulaştığı bu safra tutan bir deposu olduğunu. Küçük bir kanal tarafından, sistik kanal, tek gelen karaciğer safra kanalı aşağı şekilde yaklaşık üçte koledok çağırdı bağlıdır. Ince bağırsak içine safra kanalı boşaltır ve sonu.

Kanser safra yollarının herhangi bir yerinde oluşabilir. Bu karaciğer dışındaki safra yollarının parçası ekstrahepatik denir. Bu bölümünde nerede kanseri genellikle başlar. Bir perihilar kanser, ayrıca, Klatskin tümör olarak adlandırılan pek çok küçük kanal safra kanal içine noktada o karaciğer yaprakları katılmaya başlar. Tüm safra kanalı kanserlerinin yaklaşık üçte ikisi burada meydana gelir. Distal koledok kanseri yakınındaki perihilar kanseri, gelen kanal ters sonunda oluşur burada ince bağırsağın içine safra kanalı siler. Yaklaşık bir bütün safra kanalı kanserlerinin olan distal koledok kanseri dördüncü. Safra kanalı kanserlerinin yaklaşık% 5 ile% 10, intrahepatik veya karaciğer içinde.

Mesane Kanseri

Mesane Kanseri

Mesane pelvisteki genişletilebilir, içi boş organ olup idrar ( Vücüd sıvılarının artığı) depolamaya yarar birey idrar yapma esnasında vücut bu sıvıyı serbest bırakır.

Mesane kanseri olan bir birey başlangıçta tümörü anormal şekilde mesane hücrelerini kontrolsüz büyümesi, dokuda bir kitle oluşturur. Bu ya noninvaziv veya invaziv olarak tanımlanmaktadır. Noninvaziv kanser lamina propria aracılığıyla ve lamina propria ile yayılabilir invaziv kanser tam anlamıyla yayılmış kanser türü değildir. Noninvaziv kanseri de yüzeysel kanserde denilebilir. Invaziv kanser sadece lamina propria veya kas tabakası içinde büyüdükçe kanserde o derecede büyür.

Mesane kanseri başladığı yere göre 3 farklı baslıkta inceleyebiliriz.

Urothelial karsinom. Urothelial karsinom bu mesane kanser tipi yeni bir terimdir.

Daha önceden geçiş hücreli karsinom veya TTK ismi ile biliniyor idi. Dünya çapında % 95 mesane kanserinin türü Urothelial karsinom budur.

Diğer çeşitleri ise

Noninvaziv

Urothelial papiller karsinom

Düz urothelial karsinom

Meme - İnflamatuar Kanser

İltihaplı meme kanseridir ve meme kanserinin nadir görülen bir şeklidir. Çünkü bu belirtilerin mastit gibi meme üzerinden (iltihap) veya kızarıklık, hassasiyet, şişlik ve ağrı meme kanser adını alır. Ancak, mastit aksine, iltihaplı meme kanseri antibiyotik tedavisi ile düzelmez.

Kanser tek bir genetik anormal hücre olarak başlayabilir. Hücre ayrışması sonunda bir tümör hücresi olur ve sürekli büyümeyi besleyen kan kaynağı gelişir ve tümördeki büyüme hız kazanır. Bir noktadan sonra, hücrelerin primer kitle ve vücudun diğer bölgelerine hareket sürecinde metastazda da kesinti olabilir.

İltihaplı meme kanserinde, kanser hücrelerinin meme içinde lenf damarları bloklarında gelişmeleri meme kanseri hücrelerinin çok hızlı büyümelerine yol açar, bu kemoterapi, cerrahi bir oparasyon ile radyasyon tedavisi kombinasyonu ile, ve hormon tedavisi ile tedavi edilir.

Karsinoid tümör

Tümör iyi huylu ya da kötü huylu olabilir. İyi huylu tümör kanser değildir ve genellikle çok zarar vermeden temizlenebilir. Eğer erken bir tanı değil ve tedaviside bulunamadıysa bir malign tümörü çok zararlı olabilir. Tümörlerin bu işgali vücudun sağlıklı doku ve organlara oldukça çok büyük zararlar verir.

Endokrin sisteminin hormonları vücutta oluşan ve kanda vücudun diğer organ veya hücrelerin faaliyetlerini belirli bir düzenleyici etkisi için taşınan kimyasal maddeler bulunmaktadır.

Endokrin tümörü olduğunda vücutta diğer organları etkileyen bir büyüme olur ve hormon salgılarlar. Çünkü bu endokrin tümörü hücrelerden üretilen hormonları üretemez hala gelir, tümör kendisi hormonlarını üretmeye başar ve ciddi hastalıklara sebep olur. Bu tümör kötü huyluların en önemli özellikleri kendi hormonlarını yani kendi DNA larını kendileri üretmesidir.Tedavisi ise erken tanı ile mümkündür.

Kemik Kanser

Kemik Kanser

Kemik kanseri kemik hücrelerinin DNA’larının değişmesiyle başlar, kontrolsüz olarak büyüyerek kendini belli eder. Bu kontrolsüz büyüme tedavi edilene kadar büyür ve diğer organlara da yayılarak çalışma sistemlerini bozabilir. Kemik kanseri diğer kanser türlerine göre nadir rastlanan bir kanser türüdür.Diğer kanserlere oranla görülme oranı %1 dir.

Insan iskelet sistemi 200′den fazla kemikten oluÅŸur bu kemiklerin görevi ise bu iç organları korumaktır, insanların dik durmaların saÄŸlamaktır. Kemiklerin sert bölgelerinde fibröz doku bantları vardır bu dokular ligament tarafından baÄŸlanır. Kıkırdak kemiklerin birleÅŸtiÄŸi eklemleri koruyan sert, fibröz bir malzemedir. Kemiklerin içi boÅŸ olan kısmında süngerimsi kemik iliÄŸi kan hücrelerini üreten sıvı ile doludur.Bu dokunun DNA sının deÄŸiÅŸmesiyle bu ilikte bulunan dokular da iÅŸlevini yitirir.